Ah ben olmadan görmek isterdim ağacı. Ben olmadan koparmak isterdim göğü. Ben olmadan öpmek denizi. Hiçbir nesne titremeden çıkan ses gibi. Çığlık aramaktır olmayanı.
Kanımızın aydınlığı, bir gösterip yolumuzu bir yitiyor. Rüzgârın uzattığı yönü güdüyorum sonra, gözlerim kapalı. Başaşağı edici kokun yetiyor günahı sevmeye. Küçücük bir böcek destekliyor beni.
Geleceğin şarkıları ruhumu okşuyor; herkesin eşit olarak payını almadığı hiçbir şeye el süermem. Gözyaşlarının toprağı her gece yarısı bir sevinç sapı uzatıyor sabrın dudağına.
Yılanların sel baskınını sezmesi gibi, yanılgıların saksılarını yukarı çıkarıyorum, göğün tavanarasına. Yazık, hiç suçum yok, geleceği bilmekten başka. Kış yaklaşıyor böceksiz yaylayı suskunluğunda bırakmaya.
Taşların yerini değiştiriyorum, ya da yağan karı öpüyorum diz çöküp. Ruhumu teslim ediyorum anlamayı aşan erince.
Kaynak: Melih Cevdet Anday, Güneşte, 2. bs., Adam Yayınları, 1990.